Un seul être vous manque et tout est dépeuplé (*)

Tatsız bir konu ama, ben sanatçı değilim. ‘The show must go on…’ ; perde kalkmalı falan, beceremem. * Babam öldüğünde 87 yaşındaydı, yolboyu neredeyse bütün arkadaşlarını kaybetmişti. Onları çok özlüyordu. Bizden her birinin bir fotoğrafını istemişti. Onlara bakar, onlarla konuşurdu. Arkadaş (ve daha da korkuncu tabii kardeş) ölümünü “Yandan, boşluğuna yersin yumruğu. Canını çok yakar, nefesini keser, sersem gibi olursun…” diye anlatırdı. Doğrusu ve ne yazık ki ben de bilirim o acıyı. Sıralı ölümler dışında, çok genç yaşta bir kuzenimi kaybettim. Kenan öğrenci olayları sırasında vurulduğunda daha 18 yaşındaydı. Çok canım yandı. 40 yılı geçti, hatırlamadığım, düşündükçe boğazımın düğümlenmediği gün yok. Sonra, yol boyu, çok arkadaşım gitti gencecik. Kimi trafik kazası, çoğu hastalık. Salı sabahı da, Meir‘im ellerimin arasından kayıp gitti. Hastalığının ortaya çıkmasıyla ölmesi 2 … Okumaya devam et Un seul être vous manque et tout est dépeuplé (*)