Selâmün aleyküm!

– Aleyküm selâm! Buyrun, dinliyorum.

– Saaayın Hocam, benim aklımı kurcalayan bir mevzu var, bu konuda beni aydınlatırsanız beni çok mutlu edersiniz. Şöyle ki, sorumu soruyorum, Müslümanlar’ın bir dünya menfaati beklentisi içinde bir hayır dua niyet etmeleri ve bir duayı adak adamaları dinimizce caiz midir?

– Ne demek istediğinizi çok iyi anlayamadım. Yani siz şimdi şimdi ne diyorsunuz? Mesela bana yılbaşında büyük ikramiye çıksın diye bir yatıra el açıp dua etmek yahut iki Yâsin adamak caiz midir diye mi soruyosunuz?

– Yok Saaayın Hocam, olur mu, hâşâ, öyle değil, anlamadınız siz. Bak şincik…

– Ha, sen çok iyi anlattın da, ben kalın kafalıyım anlamadım. Anlat o zaman ne diyosun.

– Hocam mesela örneğin bir misal vereyim, hani var ya Esentepe’de Nimet Abla Camisi, ben 30 seneden fazla onun önünden her geçtiğimde durur, Bismillahirrahmanirrahim üç kul hüvallâhü okurum. Neden okurum çünkü bir adağım var. Şimdi sormam şudur, bu adak dinimizce caiz midir? Allah rahmet eylesin, mekânı Cennet olsun, o camii şerifi yaptıran hayırlı insan Nimet Abla’mıza Bismillahirrahmanirrahim üç kul hüvallâhü okurum ama, acaba caiz midir, yerine ulaşır mı? Hani kaş derkene göz çıkarmayak, anlıyon mu, heh heh…

– E ne güzel işte, hanımefendi bir cami inşa ettirmiş, sevaba girmiş, sen de önünden geçerken ona bir hayır dua okuyorsun. Nesini merak ediyorsun sen bunun?

– Yok, ben cami yaptırdıydı, hayra girdiydi diye dua etmiyom Hocam, işte ben de onu soruyom, yoksa tââbi, tamam, et duanı gönder, ne güzel, ben de biliyom!  Ben diyom ki, ayıptır söylemesi bir dünya menfaati beklentisi içinde, Bismillahirrahmanirrahim üç kul hüvallâhü adamışım, bu caiz midir yani onu diyom, şeyi…

– Nimet Abla Camii’nden ne dünya menfaatin var ki senin be adam 30 senedir önünde durup dua okursun? Sonra dünya menfaati dediğin nedir? Bir hastan mı vardı, bir işin mi vardı, ödenmemiş bir çekin senedin mi vardı? Ne menfaati?

– Yok hocam, daha da bi dünya menfaati, yani bildiğin basbaya dünya menfaati. Söylettirme bana…

– Anlatsana be adam!

– Taaamam Hocam, kızma. Kızarsın diye diyemedimdi, böyle daha çok kızdın. Bak dinle anlatıyom. 1987 senesinin ikinci ayında İstanbul’da kara kış yaptıydı ya, bilirsin. İki hafta mı üç hafta mı ne kar kalkmadıydı. İşte ben o zaman Şişli’de bir handa çalışıyom, 4.Levent’te oturuyom, Gültepe’nin aşağısında Cendere var ya, ha orada. Yollar kapalı, trafik arabın saçına dönmüş, ben de elin mahkum sabah işe akşam mesai çıkışı eve yürüyom.

– Konuya gel, başka sorusu olanlar da var, bak.

– Şincik konuya geliyom. Bi cuma akşamı böyle mesaiden çıktım ki, Taksim’den Zincirlikuyu’ya giden o böyük cadde kilit. Bütün arabalar durmuş, kontağı kapamış bekliyor. Otobüslere zaten o gün o saat binemen de, tıkış tıkış, eve üç saatte anca gidersin. Hadi gene yürüyelim dedik. Ali Sami Yen sıtadının oraya geldimdi ki, karnımda bir sancı üstüne afiyet, bir gurultu, yaptım yapacam yani. Yahu öğleyin de yağlı bir şey yemedik ki, işte bi badılcan bir beyaz pilav.

– Evet evet, sonra?

– Hocam tutamiim, mümkünü yok, yaptım yapacam, açık bi han man bulsam dalacam, yok, tükanlar bile kapalı. Ulan koskoca bi adam duvar dibine şapacak halimiz yok ya, bura İstanbul başka İstanbul yok. Başladım koşmaya, üzerimde kayferengi takım elbise, ayağımda kösele makosenler ikide bir kayıyom, bir elimde bond çantam, bir elim afedensin şeyimde bastırıyom ki bir kaçak olmasın, gerçi pantul kayferengi dedim ama ossun…

– Bırak bu detayları, sadede gel.

– Geliyom, geliyom. Hem koşuyom hem koca adam ağlıyom biliyon mu Hocam. Eve daha var taa bilem ne kadar yol, tutmanın mümkünü yok, o halde azgın danalar gibi Esentepe’ye kadar koştum. Bir de ne göreyim, akşamın o karanlığında kuğu gibi bembeyaz maşallah Nimet Abla Camisi. Daha bitmemiş, inşaatı sürüyo. Nimet Abla bi gece bi ürüya görmüş biliyon mu, caminin minaresi bittiğinde Nimet Abla ölecek diye, Hak’kın rahmetine kavuşana kadar o inşaatı bitirmediydi. Allahım dedim, sen büyüksün Yarabbim, kul sıkışmayınca Hızır yetişmemiş ya, ben de nasıl sıkışmışım biliyon mu, artık ağzına gelmiş, yaptım yapıyom. Koştum camiye ağrı. Ama birden yüreğim hoplayıverdi, ula inşaat bitmemiş ya ayakyolunu daha açmadılarsa. O zaman sıçtık. İşte o an, kıçımı sıka sıka koşarkene bi adakta bulundum biliyon mu, korku boku nasıl aklıma geldiyise: “Allah’ım Yarabbim, eğer camide ayakyolu varsa, kapısı açıksa, büyük hacetimi yapabiliisem, ömrüm oldukça her önünden geçtiğimde Nimet Abla’nın yüzü suyu hürmetine Bismillahirrahmanirrahim üç kul hüvallâhü benden…” diyiverdidim bilin mi. Vallah otuz sene neyin oldu, önünden geçtiğim yoktur ki durup adağımı yerine getirmeyeyim, Bismillahirrahmanirrahim üç kul hüvallâhü okumayayım. Sormam ondandır, Saaayın Hocam, sevaba girelim derkene günaha girmeyelim, hani afedersin büyük hacete karşılık hayır dua okuyup Sayın Nimet Abla’nın da öteki dünyada başına bi iş açmayalım? Teşekkür ederim…