Çocuklar küçüktü, iki arkadaş ilkokulda aynı sınıftalar. Anneler ahbap olmuş, sonra biz babaları tanıştırdılar. Hadi bir yemeğe çıkalım derken, maaile yemek günleri adet oldu.

Sonra çocuklar büyüdü (30 yaşına falan geldiler). Biz iki baba dostluğa devam ettik. İşin içine iş ilişkileri girdi; 7 yıldır dostumun genel müdür olduğu şirketin yönetim kurulu üyesiyim. Yani hep konuşacak önemli iş gündemlerimiz var.

Ortak hobimiz ekstrem damak sanatı.

Yönetim kurulu toplantısı olan günlerin sonunda yıllardır hep dedik ki, haydi ikimiz buradan yemeğe. Ritüel gibi. Mekan sabit: Çengelköy İskele.

Birgün İskele kapanıverdi. Yılların efsane yerini bitirdiler. Şahane bir ekip vardı, bizi çok iyi tanıyan.

Dün gene toplantı sonrasında sürpriz haber geldi: İskele ekibi, Kanlıca’daki Taç Balık’a gitmiş. Hep birliktelermiş.

Vee buradan itibaren yemek yazısı başlar.

Taç’ı 90’lardan beri önünden geçerken görürüm. Boğaz’ın bayağı ilerilerinde kalır. Çubuklu Dalgıç Okulu’nun yanı. İtiraf edeyim, hiç aklımdan geçmemişti oraya gitmek. Ne bileyim, dışarıdan ürkütürdü beni. Görünüş biraz tavernamsı. Alaturka bir hali vardı. Böyle bir sebep olmasa herhalde hiç de yolum düşmezdi.


TripAdvisor 5 üzerinden 4,5 vermiş. İstanbul’daki 13.987 balık mekanı arasında 660’ıncı sıraya koymuş.

Foursquare notu 10 üzerinden 9.1.

Yani var demek bir şeyler ama dışarıdan anlaşılmıyor.

Şimdi bizim yeme içme anlayışımızı anlatayım.

Efendim biz biraz farklı bir yerdeyiz. O kadar az öz yiyelim ki, tadı damağımızda kalsın. Olayımız deneysel yani.

Bir vazgeçilmezimiz İskenderun karidesi. Kişi başı 2-3 tane. Ama bize özel hazırlanacak. Asla önceden haşlanmış olmayacak. Sıcak suya atılıp birkaç dakika tutulup alınacak. Ilık gelecek. Kokulu bir zeytinyağı ile. Bu..

Öteki yediğimiz birer parça lakerda. Torikten. Hele de şimdi; Kasım ayı tam zamanı. Yapılışını anlatayım mı? Defalarca fırçalanır, 2-3 saat soğuk suda bekletilir kandan iyice arındırmak için. Sonra iri tuza bulanır, tenekeye basılır. 20-25 günde hazır olur. İlk tenekeler de tam bugünlerde açılır. Buyurun sonucu..

Finalimiz üçer tane tekir.

Onun da tam vakti.

Hani şu kendine özgü –çok hafif çamurumsu kokusuyla– gevrek etli tekiri diyorum. Püf noktası nerede yakalandığı. Namussuz 400 metreye kadar iner. Dip balığıdır. Adaların oralarda avlandıysa yiyemezsiniz kokudan. Boğaz çıkışı tekiri olacak.

Bu kadar. Yemeğimiz bu.

Ne aç kalırsınız, ne tam doyarsınız. Ama o tatları hatırlamaya devam edersiniz. Bir dahaki sefere kadar.

Fiyatı ne demeyin. Balık müşterisi bilir. Bu işin bir piyasa rayici var ve abartılmazsa herkesin malumudur.

İyi bir web sitesi hazırlamışlar: tacrestaurant.com

Hikayem bu kadar. Giderseniz garson Bayram ya da Çetin’e Nejat ve Ahmet beyin selamı var deyin:)