SD – Bir zamanlar, çok klasik bir roman teması üzerinde düşünmüştüm:

Bir gün kendimi 3.Levent’te (bugün artık olmayan) Karanfilliyol durağında (gene bugün artık olmayan) 52 no.lu otobüsü bekler buluyorum. Yıl 1972. 14 yaşıma geri dönmüşüm. Ama aklım, bilgim 50 yaşında. (Demek ki 10 sene olmuş.) Hatırlayabildiğimi hatırlayarak 36 sene geriye gitmişim.

Dediğim gibi, çok kullanılmış bir tema. Ama işlemesi marifet ister. Bir çocuk romanı, Back to the future tarzı ucuz bir bilimkurgu romanı çıkabilir ortaya. Ben bu temadan inisyatik bir roman çıkarmayı isterdim. Hayatın yol boyu alınan (ama asıl alınmayan) küçüklü büyüklü kararların bütünü / sonucu olduğunu hatırlatan; okuyucuyu “Bir şekilde geçmişe gidebilseydim, hayatımda neleri / kimleri değiştirirdim, yaptıklarımdan hangilerini yapmaz, yapmadığım neleri yapardım?” diye düşünmeye sevk eden bir kitap.

(Yaşlılığı zehir eden “keşke …seydim / keşke …meseydim” ikilemi takıntıdır ya bende…)

Tabii üzerinde düşünürken bu soruları ben de Serdar olarak kendime sordum. Çok zorlandım. Bazı cevaplar verebildim. Kimseye söylemeyeceğim cevaplar. Ama bu beyin cimnastiği sırasında bir şeyi fark ettim ki, canım sıkıldı:

1/ Böyle bir soruya hiç hazırlığım yokmuş. Demek ki geriye dönük adam gibi bir muhasebe yapmamışım. (Yol boyu feedback kullanarak yön düzeltmemişim, hep serseri mayın gibi gitmişim.)

2/ Geriye gidip bütün kararlarımı değiştirmek imkanım olsa bile, pek çok hayatî kararı gene son ana, oluruna, şansa, başkalarının karar ve yönlendirmelerine bırakırmışım.

3/ Belki de bunun sonucu yahut sebebi olarak da ileriye dönük adam gibi bir hayalim, hatta hayattan (benim ve sevenlerimin sağlık ve huzuru dışında) adam gibi bir beklentim olmamış ve yok.

Hani Herşey çok güzel olacak’ta Altan (Cem Yılmaz) abisine (Mazhar Alanson) “Yapmasa mıydık, etmese miydik? Otsun ulan ot!..” der ya, o misal…

AE – Hastayım ya ben, hashtag’lerini sayıyorum:
• Back to the future -> Geçmiş, geleceğe bal gibi de gider.
• İnisiyatik -> Evet, Dünyevî açıklanamayan bir boyut var.
• Keşkelere hazırlıksızlık -> (…)
• Otsun lan ot -> Senin için kesin kabul etmiyorum, sana haksızlık.

Ben de çok düşündüm hayattaki seçimlerim hata mıydı diye. Sonra da inanarak şu noktaya geldim: Onları yaşamasam bugünkü ben olmazdım.

İyi ki de yani..

Hepsi lazımmış.

Küçük bir sorun oldu sadece; her birinin bedeli vardı ve ödendi.

Bir öğrenme maliyeti olarak.

Geçmiş dediğin bilanço gibi; sürekli değişen aktif, pasif ve dip toplamı.

Bir kazanç, bir zarar..

Dönüp dönüp muhasebe yapmaya varım, ama bilançoyu bağlamaya yokum, çünkü daha bitmedi.

Geriye gidişlerde yanındayım dostum. Borcu kendine yazarsan kafanı karıştıracağım haberin olsun.