AE – Diyeceksin ki, biz nereden bilelim? Bizim böyle bir yetimiz yok ki..

Efenim, bir İK’cı dost patlamış artık, içini döküyor bana.

“İnsanlar bir tuhaflaştı mı?” demiş.

“Çocuk gibi hareket ediyorlar. Mesela toplantıda birisine Türk kahvesi şekerli yerine sade gelmiş, toplantıdan kopuyor, yüzü asılıyor.”

“Durmadan hepsiburadan’dan gereksiz sipariş verip kargo bekliyorlar, sonra da gelen koliyle mutlu oluyorlar.”

“Birbirlerini sevmeme nedenleri çocuksu. Yöneticiye yaranma uğraşları çocuksu. Küsmeler çocuksu.”

Hatta yazıya başlıklar önermiş..

“Bu kadar çocuk nasıl büyütülür?”

Ya da “Eğleniyor muyuz çocuklar?”

Valla orijinal metinle hiç oynamadım. Aynen aktardım.

Bizim psikolojik yorum kasacak halimiz yok da, iyi kaşır bu bizi.

Bir defa çok güncel. Sahadan bilgi işte.

Neye benzettin? Ne bu yahu?

SD- Vallaha ilk defa ben de ne diyeceğimi bilemedim. Ama geriye dönüp bakıyorum da (malum 2,5 senedir çalışma dünyasının dışındayım) İK’cı dostunun teşhisi doğru.

Psikolog değiliz tabii. Acaba ‘tamamlanmamış, oturmamış kişilik sorunu’ denilebilir mi? Birey olarak ve toplum olarak gelişmemizi tamamlayamadık. Kim / ne olduğumuza karar veremedik. Kendimiz hakkında yanlış hükümlere sahibiz. Kendimizi bir yere, bir kalıba oturtamıyoruz. Kendimizi ve çevremizi doğru tahlil edecek / yorumlayacak altyapıya da sahip değiliz. Tüketim toplumunun, medyanın, dizilerin vs bize sunduğu yalan yanlış rol modellerine, değer hükümlerine göre ‘olmaya’ ve ‘davranmaya’ çalışıyoruz ki tabii gerçek olmuyor, yüzeysel kalıyor…

Bilemedim Ahmet.

Birey olarak da toplum olarak da ‘çocuk gibiyiz’ diyebilmeyi çok isterdim. Ama biliyorsun ben daha acımasız bir yargıya sahibim:

Çok iptidaiyiz.

AE –

Özet: Keşke çocuk gibi olsaydık, hoş bir özellik olurdu; olan, kötü kopyalar. Uydurma rol modellerinin iptidai yansımalarıyız.

Bana göre buradaki iptidai -> ilk, basit, başlangıç düzeyinde, fazla kolay.