Bu benim bir tivitimdi. Serdar laf atmış bana, ‘bunu açıklaman lazım’ diye. Kırar mıyım hiç?

Siyasal bilimler literatüründe şu ciddi ciddi tartışılıyor artık: Dünya’da demokrasi gerçekliğinden iyice uzaklaşıldı, çok ileri düzey propaganda teknikleriyle sonuç istendiği gibi yönlendiriliyor.

SD
Edward Bernays demeden geçemeyeceğim. 20.yy’ın Machiavelli’si… Ve Serdar’ın distopik komplo teorisi: Batılı muktedirler (kim diye sorma, dünyayı yönetmeye kalkanlar kimse onlar…) kendi kamuoylarında “demokrasi boktan şey” algısı yaratmak için büyük bir oyun tezgahlıyorlar. Neden ? Bir gün açarım, bu arada beni vurmazlarsa :)))

 

Aynı şey kültürler için de geçerli.

Dizilerle bir toplumun değerler sistemi yeni baştan oluşturulabiliyor.

Yıllarca Hollywood, hamasi Amerikan milliyetçiliğini tüm Dünya’nın zihnine kazıdı.

Gıda endüstrisi, kitlelerin damak tadını algı yoluyla değiştirdi; yani önce yolu açtı, sonra istediğini sattı yedik. Cipsler.. dondurmalar.. fast food.. süprüntü şekerler..

Neyi tüketmemizi istiyorlarsa önce algıya oynuyorlar. Bundan daha büyük zihinsel pranga olur mu?

Kitapçıya giriyorsun, baş köşede çöp kitaplar. Çok satıyormuş.

Son Facebook rezaleti malûm. Sanki yeni bir şeydi. Harari ne kadar net söylemişti bunu yakın zamanlarda (sahi ne vesileyle, neredeydi o konuşması?). Google, Amazon çok masum sanki, millet Zuckenberg’e yüklendi. Bin beter olacak bundan sonra davranışlarımızın gizli izlenmesi.

Nöro pazarlama diye etraf çakma seminerden/konuşmadan geçilmiyor.

İşte bütün bunlara karşı bir tepkiydi o birbuçuk cümlelik tivit.

Tam duygum şu: Çök, kapan, tutun. Valla..

Zihnimi kurtarılmış bölge ilan ettim, ne kadar yapabilirsem savunuyorum işte.