Ben zor film beğenirim. Bunu acayip sevdim.

Her şey denk gelmiş; yönetmenin böyle bir senaryoyu yazası.. oyuncuların delicesine oynayası..

Bir filmin konusunu baştan sona anlatmak yapılabilir bir şey değildir. Ne anlatan yaptığını yeterli bulur, ne dinleyen. Film, yaşanır. Onun için uydurma yapacağım.

Filmin yönetmene esin kaynağı insanlık adına utanç verici bir kitap: The negro motorist green book. 50-60’ların kuzey Amerika’sında bir siyahın nerelerde konaklayarak seyahat edebileceğini anlatan bir rehber. Yıllar öncesinin ‘Driving Miss Daisy’sinin yepyeni bir versiyonu. Eşsiz, özgün bir öykü. Komedi gibi giderken bir anda donduruyor insanı. Karakterler, anlar, sözler bazen tokat gibi. İnsanı yüreğinden yakalayan bir dostluk öyküsü. 

Olabildiği kadar marjinal bir siyahla, bir o kadar uçlarda bir beyazın, olağanüstü zor bir zamanda ve coğrafyada, zıtlıklarıyla uyumunun öyküsü.

Yönetmen Peter Ferrelly böyle bir film için sürpriz aslında. 56’lı. Ataları biraz İrlandalı, biraz Polonyalı.

İlk işi satışçılık. Sonra garsonluk. Sonra da yaratıcı bir yazar. Hep kardeşiyle yaptığı tuhaf komedilerle tanınıyor. O komedilerin sevmeyeni çok; kaba, zevksiz buluyorlar  kimine göre de zekice. Ferrely, bir komedisi için şöyle demiş: İlk 30 dakika iyi gidiyordu, sonrasında oturmadı işte!

Mahersala Ali. O bir vaka!

Koyu Hıristiyan Kaliforniya’lı bir ailenin çocuğu; sonradan müslüman olmuş. Okullu bir oyuncu: İletişim okumuş, NYU’den oyunculuk master’i var. 74’lü. Oscar ödüllü. Geçmişteki unutulmaz rolü, Moolight’daki, bir çocuğun dostu/hamisi uyuşturucu satıcısı.

Ve Viggo Mortesen.

Filmdeki kaba İtalyan şoför oyunculuğuyla Danimarka kökenli tiyatro sanatçısı. Şair, müzisyen, ressam, fotoğrafçı.

Filmin bana ne hissettirdiğini de söyleyeyim. İnsanların farklılığından ötürü insanlığımdan onur duydum. Dostluğun tanımsızlığına bir defa daha sonsuz inandım.

Sinema dışı sonsöz.

Tutum değişimi benim temel mesleki ilgi alanımdır. Size bir şey söyleyeyim mi, anlatmak boş. İnsanlara diyeceksiniz ki, otur izle şunu baştan sona. İşte bu kadar zahmetli, bu kadar bilinmeyenle dolu, bu kadar zaman isteyen bir şeydir. Anladınız, anladınız.. bir şey ifade etmediyse unutun gitsin, su yolunu bulur.