AE – Önerme şu..

“Sıfır, eksik, veya yanlış bilgilerin üzerine düşünceler, inançlar, kararlar inşa ediyoruz. Sonra da hiç beklemediğimiz bir yere vardığımız için hayret ediyoruz”.

Senin cümlen Serdar. Hafifçe eğilerek Japon selamı veriyorum. Hadi biraz üzerinde konuşalım.

Tarihi kaç kişi hakkıyla bilir? Osmanlı? Erken Cumhuriyet? 60, 70, 80’ler? Ama ne biçim tartışırız? Kimse bükülmez.

Psikoloji, iktisat, milli eğitim, uluslar arası siyaset, hatta canına yandığım din bilimi bile. Nasıl da süper biliriz hepsini be.

Kıtipiyoz (meraklısına, Rumca bayağı, kötü demek) eğitim firmalarının kişisel gelişim eğitimleri? PowerPoint slaytlarında salla gitsin öğütleri. Cuma hutbesinden hallice.

Alanımdır, biliyorum; bilgi eksiği olan feci hukukçular var. Kahvedeki adamdan iyidirler tabii ama yıllarını adliye önünde geçirmiş arzuhalciyi ya da mahkeme kalemlerinde dosya takip eden avukatlık bürolarının lise mezunu iş takipçilerini onlara tercih ederim.

Doktorlar var mesela. Orta çağ kilisesi engizisyonu katılığında. Aldığı eğitimi ezberlemiş. Mağrur, zihnini kapatmış. Branşının içinde mahpus.

Bütün bunları düşündürdün bana. İçim sıkıldı. Her biri ses geçirmeyen bir duvar.

İçinde yüzüyoruz onlar gibilerin.

Sahi, neden söyledin şimdi bunu?

SD – Çok kelalâka bir sebeple… Pazar eve döndüm geç bir saatte, karnımı doyururken Fransız televizyonunda tarih kanalını açtım. Eski ABD başkan adaylarının (iğrenç çünkü siyasî) manevralarını anlatan bir program. Seyrettiğim bölüm Abraham Lincoln üzerine.

Yahu ben ki gazeteciyim, üstüne üstlük Hürriyet’in dış haberler müdürlüğünü yaptım, yıllarca köşe yazdım vs. Kimileri gibi ‘herbokolog’ olmasam da ukalalıkta üstüme yoktur… (1) pamuk tarlaları ve binlerce köle sahibi diye bildiğim Lincoln’ün fakir bir çiftçi babanın oğlu olduğunu, (2) Amerikan skalasına göre solcu diye bilinen Demokrat Parti’nin iç savaş döneminde köleliği savunduğunu, (3) ABD’de köleliği kaldıran ve siyahlara insanî ve siyasî haklarını iade eden Lincoln’ün, sağcı ve (bugün) aşırı muhafazakâr Cumhuriyetçi Parti’nin ilk başkanlarından biri olduğunu 60 küsur yaşında öğrendim.

Oysa mesela sen bana, rakı masasında, Amerikan İç Savaşı ve köleliğin ilgası ile ilgili bir şeyler sorsaydın… ne nutuklar atardım ben sana!

Neleri bilmediğimi biliyordum, bildiğim pek çok şeyin yetersiz olduğunu da biliyordum da… en azından fikrim olduğumu zannettiğim bir konuda bu kadar yanlış bildiğimi (daha doğrusu cahil olduğumu) bilmek, beni bütün bildiklerimden de şüphe ettirdi… Hatta birden bire, paniğe kapıldım:

“Sıfır, eksik, veya yanlış bilgilerin üzerine düşünceler, inançlar, kararlar inşa ediyoruz. Sonra da hiç beklemediğimiz bir yere vardığımız için hayret ediyoruz”.

AE – Boyut ekledin: Masum bilmeme. Güzel..

Ben sonuççu adamım, ee der şimdi okuyan, n’apim yani?

Kendi ilacımı söyleyeyim: Refleks olarak, hemen, ayak üstü araştır.. Biraz sahibine sor.. İcabında fikrini değiştir.

E yeter. Bu deli çağda gerisi can sağlığı.